İnfografik
← Ünite 1
Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatı 1

Ünite 1: 19. Asrın İlk Yarısında Türk Edebiyatının Genel Görünümü

19. Asrın İlk Yarısında Türk Edebiyatının Genel Görünümü - kaynak sayfa görseli
Kaynak: ders kitabı, sayfa 10
Karlofça Antlaşması ve Gerileme Süreci
1699 Karlofça Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin Batı karşısında toprak kaybetmeye başladığı ve askeri/siyasi alanda gerileme sürecine girdiği sembolik bir dönüm noktasıdır. Bu çöküş duygusu, devlet kurumlarında ve eğitimde yenilik hareketlerinin, dolayısıyla edebiyatta da dönüşümün tetikleyicisi olmuştur.
Çeşmîzâde Reşid'in Şiir Anlayışı
1770 yılında ölen medrese hocası ve şair Çeşmîzâde Reşid, şiirlerini padişahtan veya makam sahiplerinden caize (ücret) almak için değil, gönlünü eğlendirmek için yazdığını belirterek klasik şair-patron ilişkisinin dışına çıkma cesareti gösteren erken dönem isimlerindendir.
Yeniçeri Ocağı'nın Kaldırılması (Vak'a-yı Hayriye)
II. Mahmud döneminde, 1826 yılında sürekli isyan eden ve yeniliklere engel olan Yeniçeri Ocağı kaldırılmıştır. Bu tarihi olay, Antepli Aynî'nin Nusretnâme'si, Esad Efendi'nin Üss-i Zafer'i ve Mehmed Nazif'in Emâre-i Zafer'i gibi hem manzum hem mensur pek çok edebi esere konu olmuştur.
İlk Balon Uçuşu ve Şiire Yansıması
1844 yılında Yek-çeşm Hasan Tahsin Bey, İstanbul'da ilk defa uçan bir balon görmüş, gösteri yapan İtalyan havacının Haydarpaşa semalarında kaza geçirmesi üzerine şairler manzum tarihler düşürmüş ve 'balon' kelimesi klasik şiirin mazmunları arasına girmiştir.

Anahtar Kavramlar

Barok DevreKlasik sanat ve edebiyat geleneklerinin gelişim süreçlerinin sonunda ulaştığı, kuralların yumuşadığı, aşırılığın, şahsiliğin ve süsün ön plana çıktığı evredir. 18. yüzyıldan itibaren Osmanlı şiiri de mimari ve musikide olduğu gibi barok bir evreye girerek klasik ölçütlerini kaybetmeye başlamıştır.
Sebk-i HindîHint tarzı anlamına gelen, Babürlü saraylarında Farsça yazan ozanlarca geliştirilen ve 17. yüzyıldan itibaren Türk edebiyatında etkisini gösteren akımdır. Girift hayaller, derin anlamlar ve süslü söyleyişler barındırır.
MahallîleşmeArap ve İran edebiyatından gelen ortak imaj sistemini yerli ve milli karakterle, İstanbul'un günlük hayatı ve unsurlarıyla zenginleştirerek kullanma gayretidir. Nedim ve Kânî gibi şairlerin şiirlerinde İstanbul'un semtlerinin ve yerli hayatın işlenmesi bunun somut örnekleridir.
Türkî-i BasitOsmanlı Türkçesinin Eski Anadolu Türkçesinin yerini almaya başladığı 15. yüzyılın sonu ve 16. yüzyılın başlarında bazı şairlerin bilinçli olarak dilin sadeliğini koruma ve yerlileştirme hareketidir.
Caize / AtıyeKlasik dönemde şairlerin kaside, divan veya mesnevilerini sundukları devlet büyüklerinden, padişahlardan veya makam sahiplerinden karşılık olarak aldıkları para, hediye veya ihsanlardır.
MansıbOsmanlı devlet teşkilatında memuriyet, makam, rütbe veya görev anlamlarına gelen ve şairlerin geçimlerini sağlamak için talep ettikleri idari pozisyondur.
TardiyeMuhammesin özel bir biçimi olan, aruzun 'Mef’ûlü, Mefâilün, Feûlün' kalıbıyla yazılan ve Türk edebiyatında pek az kullanılmış bir nazım şeklidir. Şeyh Galib bu şekle önem vermiş, Nedim de Damat İbrahim Paşa için medhiyelerini bu biçimde yazmıştır.
Vak'anüvisOsmanlı Devleti'nde resmi devlet tarihi yazmakla görevlendirilen resmi tarihçidir. 19. yüzyılda da bu gelenek sürmüş, Şânizâde, Esad Efendi ve Ahmet Cevdet Paşa gibi isimler vak'anüvislik yapmıştır.
ZeylKelime anlamı ilave veya ek olan, bir eserin devamı veya tamamlama amacıyla yazılan eserlere verilen adıştır. 19. yüzyılda yazılan biyografi ve tarih eserlerinin çoğu önceki temel eserlere zeyl niteliğindedir.
SefâretnâmeOsmanlı devlet adamlarının yabancı ülkelere elçi olarak gönderildiklerinde o ülkelerin sosyal, siyasi, kültürel ve idari yapıları hakkında hazırladıkları rapor ve gezi izlenimlerini içeren eser türüdür.
Encümen-i Şu'arâ19. yüzyılın ikinci yarısında aralarında Leskofçalı Galip, Hersekli Arif Hikmet, Yenişehirli Avnî ve Ziya Paşa gibi isimlerin bulunduğu, klasik şiiri ihya etmek amacıyla toplanan şairler topluluğudur.
Vak'a-yı HayriyeII. Mahmud döneminde, 1826 yılında isyanları ve yenilik karşıtı tutumları nedeniyle Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması olayına verilen isimdir. Dönemin şairleri bu olayı manzum tarihleri ve eserleriyle işlemiştir.
MazmunDivan şiirinde belli kalıplar ve benzetmelerle söylenen, gelenekselleşmiş ortak imge ve kavramlardır. 19. yüzyılda fes, vapur, balon gibi modern nesneler de mazmunlaşmıştır.
OdeLirik duyguların ifade edilmesi için kullanılan, vezinli veya vezinsiz yazılabilen uzun şiir türüdür. Pertev Paşa'nın Victor Hugo'dan çevirdiği 'Tıfl-ı Naim' Türk edebiyatındaki ilk ode denemelerindendir.
Nakîbü'l-eşrâfİslam devletlerinde Hz. Muhammed'in soyundan gelen (seyyid ve şerif) kişilerin doğum, vefat ve nesep kayıtlarını tutan, işleriyle ilgilenen kurumun idarecisi ve unvanıdır.
TezkireDivan edebiyatında genellikle şairlerin hayatlarını, edebi kişiliklerini anlatan ve şiirlerinden örnekler sunan biyografik eser türüdür. Fatin Efendi'nin Hâtimetü'l-eşrâr'ı buna örnektir.
BâbıâliOsmanlı İmparatorluğu döneminde başbakanlık, içişleri, dışışleri bakanlıkları ve danıştayın bulunduğu, hükümet kararlarının alındığı idari merkezdir.
HezeliyyâtKimi klasik şairlerin şiirlerinde mizahi, alaycı, şaka ve hiciv dolu ifadelerle yazdıkları şiirleri topladıkları eser veya bölüm adıdır. Sürûrî'nin Hezeliyyât'ı buna örnektir.
Mecelle1868-1876 yılları arasında Ahmet Cevdet Paşa başkanlığındaki bir komisyon tarafından derlenen, İslamî özel hukuk kurallarını içeren medeni kanun niteliğindeki eserdir.
SâkînâmeDivan edebiyatında genellikle mesnevi biçiminde yazılan, şarap, içki meclisleri, musiki ve tasavvufi anlamları barındıran eser türüdür. Antepli Aynî'nin Sâkînâme'si 1500 beyittir.
LutfiyyeNâbî'nin Hayriyye'si tarzında yazılmış manzum nasihat kitaplarına verilen genel addır. Sünbülzâde Vehbî'nin oğlu için yazdığı Lutfiyye bu türün önemli bir örneğidir.

Diğer Önemli Bilgiler

Takvim-i Vekâyi ve Resmin Basın

Osmanlı Devleti'nin ilk resmi gazetesi olan Takvim-i Vekâyi 1832 yılında kurulmuştur. İlk sayılarında eski süslü nesir diliyle yayın yaparken, kamuoyunu aydınlatma hedefi doğrultusunda dili zamanla sadeleşme sürecine girmiştir.

Keçecizâde İzzet Molla'nın Keşan Sürgünü

Halet Efendi'nin katlinden sonra aleyhine dönmeyip onu savunduğu için 1823 yılında Keşan'a sürgüne gönderilen İzzet Molla, burada yaşadıklarını 'Mihnet-Keşân' adlı mesnevisinde anlatmıştır. Bu eser, bireysel benliği ve psikolojik gözlemleri öne çıkarmasıyla örf romanı niteliği taşır.

Mustafa Sami Efendi'nin Avrupa Risâlesi

Mustafa Sami Efendi tarafından kaleme alınan Avrupa Risâlesi, Paris'teki gözlemleri aktarırken eğitim, matbaa ve bilimin rolüne dikkat çekmiştir. Tanpınar, bu eserde Şinasi'den önce 'hubb-i vatan ve millet' kavramlarının kullanılmaya başlandığını belirtmiştir.

Ahmet Cevdet Paşa ve Tarihçiliği

Osmanlı tarihçiliğinin son büyük ismi olan Ahmet Cevdet Paşa, İbn Haldun'un Mukaddime'sinin etkisinde kalarak tarih felsefesi ve metodolojisine yeni bir bakış açısı getirmiştir. Küçük Kaynarca'dan 1826'ya kadar olan dönemi anlattığı 12 ciltlik 'Târih-i Cevdet' otuz yılda tamamlanmıştır.

Abdurrahman Fevzi Efendi ve Yeni Alfabe Fikri

Abdurrahman Fevzi Efendi, 'Mikyâsu’l-Lisân Kıstâsu’l-beyân' adlı eserinde Türkçenin ses değerleriyle Arap alfabesini mukayese etmiş, her sese bir harf prensibini savunarak Latin alfabesine benzer ünlü işaretlerinin kullanılmasını önermiştir.

Pertev Paşa'nın Batı Şiiri Çevirileri

Edhem Pertev Paşa, Türkçeye nazmen çevirdiği Voltaire'den Münacat, Rousseau'dan 'Beka-yı Hayat' ve Victor Hugo'dan 'Tıfl-ı Naim' şiirleriyle Türk şiirine şekil ve muhteva olarak yenilik getirmiş, ilk ode denemelerini yapmıştır.

Sünbülzâde Vehbî'nin Sözlükleri

Arapça ve Farsçaya son derece hakim olan Sünbülzâde Vehbî, öğrencileri için hazırladığı Farsça-Türkçe manzum sözlük 'Tuhfe-i Vehbi' ve III. Selim'e ithafen yazdığı Arapça-Türkçe manzum sözlük 'Nuhbe-i Vehbi' ile tanınmıştır.

Bâbıâli Tercüme Odası

1832 yılında kurulan Bâbıâli Tercüme Odası, devlet yazışmalarında ve nesir dilinde sadeleşme, Batı dillerinden yapılan çeviriler ve yeni aydın bürokratların yetişmesi açısından çok önemli bir merkez olmuştur.

Bayburtlu Zihnî'nin Koşması

Klasik şiir ile halk şiirini en çok iç içe geçiren şairlerden olan Bayburtlu Zihnî, meşhur 'Vardım ki yurdundan ayağ götürmüş' mısrasıyla başlayan koşmasıyla iki ayrı koldan yürüyen zevki hece vezninde birleştirmeye çalışan ilk önemli tecrübeyi gerçekleştirmiştir.

Fatin Efendi'nin Hâtimetü’l-eşrâr Tezkiresi

Fatin Efendi tarafından 1853'te tamamlanan tezkire, Salim Tezkiresi'nin bıraktığı 1721 yılından 1853'e kadar yetişen 672 şair hakkında bilgi verir. Bu eser, Şinasi tarafından 1863'te dili sadeleştirilerek yeniden yayımlanmıştır.

Seyranî ve Dönemin Huzursuzluğu

Halk şairi Seyranî, şiirlerinde 'Âlemde bir devir dönüyor amma / Devr-i İngiliz mi Frenk mi bilmem' diyerek toplumsal değişim karşısında duyduğu huzursuzluğu ve bilinmezliği dile getirmiştir.

Sınavda Dikkat Et

  • 19. yüzyılın ilk yarısının klasik şiir ile Tanzimat edebiyatı arasında bir 'geçiş dönemi' olduğunu ve şiirin bu dönemde 'barok' evreye girdiğini unutmayın.
  • Mahallîleşme hareketinin en önemli sonucunun İstanbul'un ve günlük hayatın somut olarak şiire girmesi, böylece soyut mekân anlayışının kırılması olduğunu aklınızda tutun.
  • Şairlerin kaside yazmaktan vazgeçmesinin nedeninin saray/iktidar ilişkisini kırarak bireysel benliklerini ve sanatsal özgürlüklerini arama isteği olduğunu daima hatırlayın.
  • Keçecizâde İzzet Molla'nın 'Mihnet-Keşân' mesnevisinin sürgün hatıralarını ve psikolojik gözlemleri barındıran bir örf/anı-roman karakterinde olduğunu kesinlikle karıştırmayın.
  • Mustafa Sami Efendi'nin 'Avrupa Risâlesi' adlı eserinde Şinasi'den önce 'vatan ve millet sevgisi' kavramlarını kullandığını sorularda kaçırmayın.
  • Mütercim Âsım'ın sözlük çalışmaları (Burhan-ı Kâtı, Kâmûs tercümeleri) ile Ahmet Cevdet Paşa'nın tarihçilik ve Mecelle çalışmalarını birbirine karıştırmamaya özen gösterin.
  • Halk şiiri ile divan şiiri arasındaki yakınlaşmanın bu dönemde zirveye ulaştığını, Bayburtlu Zihnî ve Erzurumlu Emrah gibi isimlerin her iki geleneği birleştirdiğini unutmayın.