İnfografik
← Ünite 5
Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatı 1

Ünite 5: Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatında Şiir: I (I. Kuşak)

Tercümân-ı Ahvâl Mukaddimesi (1860)
İbrahim Şinasi tarafından çıkarılan ilk özel Türkçe gazete olan Tercümân-ı Ahvâl'in ilk sayısında yayımlanan bu önsöz, Türk edebiyatındaki ilk fikir makalesi kabul edilir. Makalede halkın kendi vatanının yararına dair düşüncelerini sözle veya yazıyla ifade etmesinin kazanılmış bir hak olduğu savunulmuştur.
İbrahim Şinasi’nin Fransa Eğitimi (1849-1854)
Devlet tarafından öğrenim amacıyla Batı’ya gönderilen ilk sivil öğrenci olan Şinasi, Paris’te beş yıl kalmış; Fransızcasını ilerleterek maliye öğrenimi görmüş ve matematik ile tabiat bilimleriyle ilgilenmiştir. Paris'te Société Asiatique’e üye seçilmiş ve dönemin ünlü Doğu bilimcileriyle tanışmıştır.
Hürriyet Kasidesi (1876)
Namık Kemal’in Londra’da Hürriyet gazetesinde yayımlanan ve devrin siyasi baskılarına karşı hürriyet, adalet, vatan sevgisi ve millet kavramlarını gür bir sesle haykırdığı en ünlü şiiridir. Şiir, yeni Türk şiirinin ve millî romantik duyarlılığın başyapıtlarından biri kabul edilir.
Ziya Paşa’nın Harâbât Mukaddimesi
Ziya Paşa’nın hazırladığı üç ciltlik divan şiiri antolojisi olan Harâbât’ın ön sözüdür. Şair burada çocuk yaşta halk şiirini tanıdığını belirtmiş ve "Şiir ve İnşâ" makalesinde halk edebiyatını asıl Türk edebiyatı olarak övmüş olmasına rağmen, antolojide klasik divan şiirini üstün tutmasıyla çelişki yaratmıştır.

Anahtar Kavramlar

MazmunDivan şiirinde kalıplaşmış, yüzyıllar boyunca benzer hayalleri ifade etmek için kullanılan ortak söz ve imaj hazinesidir. Tanzimat şairleri, özellikle Şinasi ve Namık Kemal, divan şiirinin bu mazmunlarını çözerek şiiri yaşanan hayatın gerçekliğine yaklaştırmıştır.
Bezm-i Elest (Elest Meclisi)Tasavvufi edebiyatta ruhların yaratıldığı ve Tanrı'nın "Elestü birabbiküm" (Ben sizin Rabbiniz değilimiyim?) sorusuna ruhların "Belâ" (Evet) diye cevap verdiği meclistir. Âkif Paşa ve Ziya Paşa gibi şairler bu kavramı şiirlerinde metafizik sorgulamalar bağlamında kullanmışlardır.
Hikemî ŞiirDüşünceye ağırlık veren, öğüt vermeyi, felsefi ve ahlaki gerçekleri hikmetli sözlerle (atar sözü tadında beyitlerle) aktarmayı amaçlayan şiir koludur. Ziya Paşa, 19. yüzyılda bu tarzın en önemli temsilcileri arasında yer alır.
Dualite (İkilik)İki zıt unsurun veya düşüncenin bir arada bulunması durumudur. Ziya Paşa, gönlüyle divan edebiyatına bağlı kalıp aklıyla Batı medeniyetine yönelmesi sebebiyle Tanzimat edebiyatındaki dualitenin en somut örneğidir.
PozitivizmGözlenebilir, deneye dayanan olguların dışındaki bilgileri reddeden ve bilimi rehber edinen felsefi akımdır. Sadullah Paşa ve Beşir Fuat gibi isimler bu akımın Tanzimat'taki öncülerindendir.
Encümen-i Şuarâ19. yüzyılda divan şiiri geleneğini sürdürmek ve yaşatmak amacıyla bir araya gelen gelenekçi şairlerin oluşturduğu edebî topluluktur. Namık Kemal ve Ziya Paşa gençlik yıllarında bu toplulukta yer almıştır.
MeşrutiyetHükümdarın başbakanlık ettiği ve parlamenter sistemin bulunduğu yönetim biçimidir. Tanzimat aydınları, özellikle Yeni Osmanlılar, devletin kurtuluşu için meşrutiyetin ilan edilmesini savunmuşlardır.
OsmanlıcılıkDin, dil ve ırk farkı gözetmeksizin Osmanlı sınırları içinde yaşayan tüm unsurları ortak bir üst kimlik altında birleştirmeyi amaçlayan siyasi ve ideolojik görüştür. Namık Kemal'in şiirlerinde bu ideolojinin derin izleri görülür.
TevhitAllah'ın birliğini, ululuğunu ve sıfatlarını konu edinen klasik divan şiiri nazım türüdür. Şinasi'nin yazdığı "Münacat", geleneksel tevhitlerden ayrılarak yeryüzü ayrıntılarını dışlayan modern bir yapı ortaya koymuştur.
MersiyeÖlen bir kişinin arkasından duyulan üzüntüyü, övgüleri ve acıyı dile getiren şiir türüdür. Âkif Paşa’nın torunu için yazdığı mersiye, mezarlık âlemini ve bedensel çürümeyi gerçekçi bir dille işlemesiyle klasik mersiyelerden ayrılır.
Ottova-RimaBatı edebiyatından (özellikle İtalyan ve Fransız edebiyatından) Türk şiirine giren, sekizer mısralık bendlerden oluşan ve belirli bir kafiye örgüsüne sahip nazım şeklidir. Tanzimat döneminde Şinasi ve Edhem Pertev Paşa tarafından denenmiştir.
Kaside-i AdemÂkif Paşa’nın varlığa karşı yokluğu (adem) yücelttiği, metafizik bunalımlarını ve kötümser ruh hâlini yansıttığı çığır açıcı manzum eseridir. Tasavvufi fenâ kavramından farklı olarak yokluk fikrini mutlak bir övgüyle ele alır.
Yeni Osmanlılar (Genç Osmanlılar)1865 yılında kurulan, Osmanlı Devleti’ni kurtarmak için meşrutiyet rejiminin getirilmesini ve kanun üstünlüğünü savunan gizli siyasi cemiyettir. Namık Kemal ve Ziya Paşa bu cemiyetin önde gelen üyelerindendir.
Bütün GüzelliğiDivan şiirindeki her beytin kendi içinde bağımsız olması (parça güzelliği) anlayışının terk edilerek, şiirin tamamının tek bir duygu veya düşünce etrafında örülmesi ilkesidir. Tanzimat şiirinin temel özelliklerinden biridir.
Safi TürkçeArapça ve Farsça kural ve kelimelerden arındırılmış, halkın konuştuğu saf ve anlaşılır Türkçedir. İbrahim Şinasi, “Karakuş Yavrusu ile Karga Hikâyesi” gibi eserlerinde bu anlayışı denemiştir.
Cemiyet MistiğiMehmet Kaplan'ın Namık Kemal için kullandığı bir kavramdır; şairin bireysel çıkarlarını bir kenara bırakarak kendisini tamamen milletin, vatanın ve halkın kurtuluşuna adamış modern aydın tipini ifade eder.
Terci-i BentVasıta beytinin her bendin sonunda aynen tekrarlandığı, genellikle felsefi ve kâinatla ilgili derin düşüncelerin işlendiği nazım biçimidir. Ziya Paşa’nın bu adı taşıyan eseri aklın yetersizliğini ve hayreti işler.
Terkib-i BentVasıta beytinin her bendin sonunda değiştiği, toplumsal aksaklıkların, feleğin sillesinin ve insan kaderinin ele alındığı nazım biçimidir. Ziya Paşa, Bağdatlı Rûhî’ye nazire olarak bu türde önemli bir eser vermiştir.
Akk-ı FaâlFelsefi bir kavram olarak faal akıl, düşünen ve yaratan dinamik akıl gücüdür. Şinasi, kasidelerinde bu tamlamaya yer vererek akılcılığı ön plana çıkarıştır.
Romantizm18. yüzyıl sonlarında akılcılığa tepki olarak doğan, duygu, hayal, bireysellik ve tabiatı ön planda tutan edebî akımdır. Namık Kemal, Victor Hugo’nun etkisiyle bu akımı Türk şiirine taşımıştır.
Tasvirci (Resimci) AnlayışŞiirde tabiatın ve çevrenin adeta bir ressam titizliğiyle betimlenmesi, görsel unsurların ön plana çıkarılmasıdır. Abdülhak Hâmit’in Sahra kitabıyla başlayan bu akım Namık Kemal’in "Vaveylâ" şiirinde de görülür.
MahallîleşmeDivan şiirinde İstanbul’un günlük yaşamını, mahalli deyişlerini ve yerli hayatı şiire yansıtma akımıdır. Şinasi’nin sade Türkçe yazma gayretleri bu akımla benzerlik gösterir.
İktibasAyet veya hadisleri ya da ünlü bir sözü şiir veya düz yazı içinde telmih yoluyla veya doğrudan alıntılayarak kullanma sanatıdır. Tanzimat şairleri geleneksel birikimlerinden bu yolla yararlanmışlardır.
EklektizmFarklı felsefi veya sanat akımlarını ya da eski ile yeni unsurları tek bir bünyede birleştirme eğilimidir. Ziya Paşa, eski zevki sürdürürken yeni fikirleri de almasıyla eklektik bir şairdir.

Diğer Önemli Bilgiler

Sadullah Paşa’nın "On Dokuzuncu Asır" Manzumesi

Almanya’da elçilik görevi yürüten Sadullah Paşa tarafından yazılan bu manzume, Orta Çağ’ın hurafeleri ve batıl inançları ile 19. yüzyılın pozitif bilimlerini karşılaştırır. Eser, Osmanlı aydınının yaşadığı zihniyet değişimini ve Batı'nın bilimsel üstünlüğünü yansıtan en önemli metinlerden biridir.

Encümen-i Şuarâ Toplantıları

19. yüzyılda İstanbul’da divan şiiri geleneğini sürdürmek amacıyla toplanan şairler grubudur. Leskofçalı Galip’in önderlik ettiği bu toplantılara Namık Kemal ve Ziya Paşa gibi sonradan yenilikçi olacak birçok önemli Tanzimat şairi de gençlik yıllarında katılmıştır.

Âkif Paşa’nın "Tabsıra" Adlı Eseri

Âkif Paşa’nın siyasi hayatındaki çalkantıları, azilleri ve yaşadığı haksızlıkları anlattığı düzyazı (anrı/hatırat) türündeki eseridir. Şair, Tanzimat döneminde daha çok bu eseriyle tanınmış bir devlet adamı ve yazardır.

Terceme-i Manzume (1859) ve Müntehabât-ı Eş’âr (1862)

İbrahim Şinasi’nin kaleme aldığı iki küçük şiir kitabıdır. İlk kitap ağırlıklı olarak Batı dillerinden (özellikle Lamartine’den) yapılan çevirileri içerirken, ikinci kitap kendi yazdığı yenilikçi şiirleri ve kasideleri barındırmaktadır.

Namık Kemal ve "Vaveylâ" Şiiri

Namık Kemal’in sanatının üçüncü döneminin simgesi olan ve dört "Nevha"dan oluşan şiiridir. Vatan coğrafyasını yaralı bir anne ve trajik bir sevgili motifiyle somutlaştıran bu eser, Abdülhak Hâmit’in Sahra adlı eserinin etkilerini taşır.

Ziya Paşa’nın "Terci-i Bent" Eseri (1859)

Şairin kâinatın muammasını, astronomik bulguları ve insan kaderini sorguladığı, aklın aczini ve hayreti işlediği şaheseridir. Eser, klasik İslam felsefesi ile modern Batı bilimlerini bir araya getiren ilk özgün kompozisyonlardan biridir.

Yeni Osmanlılar Cemiyeti (1865)

Osmanlı Devleti’nin içine düştüğü bunalımlı durumdan kurtulması için meşrutiyetin ilan edilmesini ve parlamenter sisteme geçilmesini isteyen genç aydınlar tarafından kurulan gizli cemiyettir. Namık Kemal bu cemiyetin faaliyetleri nedeniyle sık sık sürgüne gönderilmiştir.

Edhem Pertev Paşa’nın Victor Hugo Çevirisi

Edhem Pertev Paşa’nın Victor Hugo’dan yaptığı “Tıfl-ı Naim” çevirisi, Batı edebiyatından Türk şiirine giren "ottova-rima" nazım şeklinin ilk örneğini oluşturur. Bu girişim Şinasi’nin çevirileriyle birlikte yenileşme hareketine hız kazandırmıştır.

Mustafa Reşit Paşa’nın Rolü

Tanzimat Fermanı’nın ilan edilmesinde başrol oynamış, altı kez sadrazamlık yapmış önemli bir devlet adamıdır. Şinasi ve diğer Tanzimat aydınları tarafından Batılılaşma ve reformların simgesi, "medeniyet resulü" olarak şiirlerde övülmüştür.

Ziya Paşa’nın Meşhur Gazeli (Diyâr-ı Küfrü Gezdim)

Ziya Paşa’nın Batı ülkelerindeki gelişmişliği ("kâşâneler") ile İslam dünyasındaki gerilemişliği ("vîrâneler") karşılaştırdığı beyitle başlayan gazelidir. Bu eser, Tanzimat aydınının yaşadığı Doğu-Batı çatışmasının ve medeniyet krizinin edebi sembolüdür.

Âkif Paşa’nın Torunu İçin Yazdığı "Mersiye"

Şairin küçük yaşta ölen torununun ardından yazdığı, hece ölçüsüyle koşma tarzında kaleme alınmış şiiridir. Mezarlıktaki cesedin çürümesini ve fiziksel değişimini gerçekçi bir gözle sorgulamasıyla klasik mersiyelerden ayrılır ve Recaizade Ekrem’e ilham olmuştur.

Sınavda Dikkat Et

  • Şinasi'nin şiirlerinde sanat yapmaktan ziyade fikir (akıl, kanun, medeniyet) aşılamayı amaçladığını unutmayın; soru köklerinde Şinasi fikir adamı olarak karşınıza çıkacaktır.
  • Âkif Paşa'nın "Kaside-i Adem" eserinde varlığı değil, yokluğu (adem) yücelttiğini karıştırmayın; bu divan şiiri geleneğine tamamen aykırı bir yeniliktir.
  • Namık Kemal’in şiirlerinde şekil olarak eskiliğe (aruz ve divan nazım biçimleri) bağlı kaldığını, ancak içerik ve üslup olarak tamamen yeni (vatan, hürriyet, hitabet) olduğunu unutmayın.
  • Ziya Paşa’nın eski ile yeni, Doğu ile Batı arasında yaşadığı ikilemin (dualite) onun en belirgin karakteristiği ve eserlerinin temel çatışması olduğunu not edin.
  • Sadullah Paşa’nın "On Dokuzuncu Asır" manzumesinin edebî bir zevkten ziyade pozitivist bilim anlayışını ve Orta Çağ hurafelerinin yıkılışını savunan düşünsel bir metin olduğunu hatırlayın.
  • İbrahim Şinasi’nin "Münacat" adlı şiirinin klasik tevhitlerden farklı olarak yeryüzü ayrıntılarını ayıklayıp aklî bir Tanrı anlayışı sunduğunu sınavda dikkatle ayırt edin.
  • Namık Kemal’in "Vaveylâ" şiirinde vatanı yaralı bir anne ve sevgili olarak somutlaştırdığını, bu yönüyle romantik tasvirci anlayışı yansıttığını unutmayın.