Okuma Parçası
← Ünite 3

Ünite 3: Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatında Tiyatro-II (İkinci Kuşak) — Okuma Parçası

Ders kitabının ünite sonuna koyduğu ek okuma metni. Sınavda doğrudan sorulmaz; konuyu bağlamına oturtmak için.

FİNTEN’den “MA’RAZ

Berkli Sıkuer evinde bir münevver (aydınlık)oda. Nısfu’l-leylden (gece yarısından) sonra. Arada ayak sesleri işitilir ve görünmeyen kapıların açıldığı duyulur. Davalaciro ayakta, Ucube ise bir kanepede olup Finten ara sıra Ucube’nin saçlarını okşar ve muhâtaba-ı âtiyye (ilerideki konuşma) esnasında icabına göre oturur, kalkar. Ucube oturduğu yerde gâh u bî-gâh mûhiş (vakitli vakitsiz ürküten) bir surette haykırır. Finten kırmızı, Davalaciro beyaz, Ucube siyah elbiseli. MECLİS Finten, Davalaciro, Ucube DAVALACİRO - (Mütehevvir) (Öfkeli) Dün sabahtan akşama kadar neredeydiniz? Bugün bu menhus (uğursuz) eve niçin taşındık? Bu sesler nedir ki hangi ağızdan çıktığı bilinmiyor? Bu kapıları açıp kapamalar nedir? Bu patırtıları eden kimlerin ayaklarıdır? Şu yanınızdaki canavar, bu öpüp okşadığınız ifrit (korkunç) yavrusu nedir? Kimdir? FİNTEN - (Mütezzi) (Üzgün) Kaç kere söyleyim, Davalaciro? Dün sabahtan akşama kadar senin başını kurtarmakla meşguldüm. Eğer ben dün sabahtan akşama kadar dışarıda bulunmasaydım, sen bugün sabahtan akşama kadar bir darağacında bulunurdun! DAVALACİRO - Peki! Öyle ise bu eve niçin geldik? FİNTEN - Bu eve geldik, çünkü bu ev benimdir, diyorum sana! DAVALACİRO - Peki! Öyle ise bu duyduğum sesler nereden geliyor? Bu gezinenler kimlerdir? FİNTEN - Âh! Davalaciro, kaç bin kere söyleyim?.. Onlar bu evin ahâli-i asliyyesidir ki (asıl ahalisi), fakat ben hiçbir ses duymuyorum! Kimselerin gezindiği yok! DAVALACİRO - Buna da peki! Öyle ise bu canavar kimdir ki gece yarısından sonra sizin yanınıza gelmeğe cesaret ediyor? FİNTEN - İşte görüyorsun ki üç yaşında bir çocuk… Vâlidesini senin elinden alamaz ki kıskanıyorsun. DAVALACİRO - Kimin çocuğu? Kimin çocuğu?.. Bu soğuk soğuk haykırışla cehennem zebanilerini titreten çocuk kimindir? FİNTEN - Zalim Davalaciro! Senin çocuğun olduğunu ispata kendisinden mâada (başka) ne delil istersin?.. DAVALACİRO - Orasını anladık!.. Fakat… Dün sabahtan akşama kadar neredeydiniz? FİNTEN - Çıldırıyor musun, Davalaciro? Ne oluyor bu gece sana?.. Berkli Sıkuer’in cinleri beynine mi girdiler? DAVALACİRO - Dün sabahtan akşama kadar neredeydiniz? FİNTEN - Dün sabahtan akşama kadar seni ölümün pençesinden kurtarmağa çalıştım! DAVALACİRO - Öyle ise bu ölümün yavrusu mudur? Hangi bûm-ı musîbetin (bela baykuşu) yumurtasıdır bu?.. FİNTEN - Âh!.. Avusturalya’dan gelen sesleri işitiyorsun da yanında duran bir kadının âvâzını (sesini) duymuyor musun, Davalaciro? DAVALACİRO - Fakat bu eve.. bu eve.. bu her kapısından bir cadı giren, bu her odası bulutlardan ziyade yıldırım yatağı olan eve nakletmenin sebebi nedir? FİNTEN - (Kalkarak) Hay bütün evlerdeki mesâib (zor işler) senin başına nakletsin!.. Bu ev oğlumuzun evidir, diyorum sana! O kapılardan giren cadılar ise senin ef ’âl-i seyyiendir ki (kötü işler) gözünün önüne geliyorlar! Anladın mı? DAVALACİRO - (Yine Ucube’yi göstererek) Sebep nedir? Sebep nedir ki böyle gece yarılarından sonra bu mücessem (cisimlenmiş) levha-ı nuhûsetin (uğursuzluk levhası), bu denâet-i ahlâk âyînesinin (ahlak düşüklüğünün aynası) karşısında oturuyorsunuz? FİNTEN - Oturmuyorum, Davalaciro, ayaktayım! Onun karşısında değil, işte senin karşında diz üstü durup yalvarıyorum! Allah aşkı için bu sözleri bitir! (Zânu-ber-zemîn-i tazarrû ve ibtihâl olarak) (diz çöküp yalvararak) Şu çocuğun başı için!