Birim maliyeti 20 TL olan bir ürün için %40 kâr marjı hedefleyen bir işletme, 'Maliyet Artı (Kâr) Fiyatı = Birim Maliyet x (1 + Kâr Marjı %'si)' formülünü kullanarak satış fiyatını tam olarak 28 TL olarak belirlemektedir.
Teknolojik yenilik getiren cep telefonu üreticileri, pazara ilk girişte yüksek Ar-Ge maliyetlerini hızla amorti etmek amacıyla pazarın kaymağını alma stratejisini kullanarak başlangıçta çok yüksek fiyatlar belirlerler.
Pazara yeni giren bir deterjan markası, rakiplerin pazar payını hızla ele geçirmek ve tüketicide deneme satın alması yaratmak amacıyla fiyatını maliyet sınırına yakın, son derece düşük bir seviyede belirler.
Günümüzde üretici işletmelerin büyük çoğunluğu, dağıtım maliyetlerini düşürmek ve kendi uzmanlık alanlarına odaklanmak amacıyla fiziksel dağıtım ve depolama işlerinde profesyonel lojistik firmalarından dış kaynak (outsourcing) kullanmaktadır.
Günlük gazete, ekmek ve süt gibi kolayda ürünlerin dağıtımında, tüketicinin satın alma çabasını sıfıra indirmek amacıyla büfe, bakkal, manav ve süpermarket gibi binlerce noktayı kapsayan yoğun dağıtım politikası uygulanır.
Ferrari gibi ultra lüks otomobil markaları, marka imajını korumak ve hedef kitleye özel hizmet sunmak amacıyla Türkiye genelinde sadece tek bir yetkili satış noktası üzerinden seçimlik (özel) dağıtım gerçekleştirmektedir.
Bir teknoloji firmasının yeni geliştirdiği yazılımı basın bülteni veya basın toplantısı aracılığıyla medyada haber yaptırması, reklam alanı için hiçbir ücret ödenmediğinden dolayı en düşük maliyetli tutundurma yöntemidir.
Satışların yüzdesi bütçeleme yönteminde, satışlar tutundurmanın sonucu değil nedeni olarak görülür. Bu durum, satışlar düştüğünde tutundurma bütçesinin de azaltılmasına yol açarak işletmeyi daha büyük bir satış krizine sokabilir.
Tutundurma bütçesi belirlenirken en bilimsel yöntem olan Amaç ve Görev yönteminde; önce spesifik amaçlar belirlenir, ardından bu amaçlara ulaşacak görevler tanımlanır ve son olarak bu görevlerin maliyetleri toplanarak bütçe netleştirilir.
Özellikle KOBİ'ler ve sınırlı kaynağa sahip işletmeler, tüm zorunlu giderleri ve yatırım geri dönüşlerini hesapladıktan sonra kasada kalan son parayı tutundurmaya ayırırlar; bu durum pazarlama ihtiyaçlarının göz ardı edilmesine yol açar.
Hizmet sektörünün ekonomideki payının artmasıyla klasik 4P'ye üç yeni bileşen eklenmiştir. Bu bileşenler; hizmeti sunan insan (people), hizmetin sunulduğu fiziksel unsurlar (physical evidence) ve hizmetin sunum süreci (process) olarak tanımlanır.
Ürünlerin sınıflandırılmasının göreceli olduğunu gösteren bu örnekte, Ferrari Türkiye pazarının tamamı için lüks bir ürün niteliği taşırken, Toyota marka bir otomobil pazarın bir bölümü için lüks, diğer bölümü için ise beğenmeli ürün özelliği gösterebilir.
Teknolojik gelişmeler ve alternatif ürünlerin çıkmasıyla aranmayan ürün haline gelen somut örneklerdir. Fotokopi kâğıtları karbon kâğıdını, daha etkili modern ağrı kesiciler ise Gripin gibi geleneksel ilaçları aranmayan ürün sınıfına sokmuştur.
Migros ve BİM gibi dev perakendeciler, raflarında Coca-Cola, Ülker gibi üretici markalarına yer verirken, aynı zamanda kendi adlarına ürettirdikleri daha uygun fiyatlı perakendeci markalarını (private label) da sunarak çift yönlü strateji izlerler.
Ürün hattı kararlarında gruplar arası talep ilişkisini gösterir. ECA grubunun vitrifiye ürün grubundaki ayaklı lavabo ürünü ile batarya grubundaki musluk ürünü birbirini tamamlayan ve bağıntılı talep oluşturan ürünlerdir.
Ürün bileşiminin çeşitlendirilmesi politikasını açıklar. Sadece kot pantolon üreten bir firmanın, aynı pazarda büyümek amacıyla ürün hattına kot gömlek, mont ve ayakkabı gibi yeni ürünleri ilave etmesi bu politikaya somut bir örnektir.
Ürün hayat eğrisindeki düşüş hızının sektörel farkını gösterir. Tüketim alışkanlıklarının değişmesiyle klasik ekmeğe olan talep düşüşü çok yavaş gerçekleşirken, yeni teknolojiyi içermeyen eski cep telefonlarına olan talep çok hızlı bir şekilde sıfırlanır.
Yeni ürün geliştirme toplam 6 aşamadan oluşur. İlk 3 aşama (fikir toplama, fikir eleme, fizibilite) zihinsel faaliyetleri kapsarken; son 3 aşama (ürün geliştirme, pazar testleri, pazara sunma) uygulamaya dayalı fiziki süreçleri içerir.
Fiyat sadece ödenen paradan ibaret değildir. Bir bilgisayar satın alan tüketici, ürün araştırması yapmak için zaman harcar, karşılaştırma çabası içine girer ve satın alma sonrasında montaj, eğitim ve olası arızalarla uğraşırken stres ve iş kaybı maliyetlerine katlanır.
Birim maliyeti 20 TL olan bir üründen %40 oranında kâr marjı elde etmek isteyen bir işletme, Maliyet Artı Fiyatı formülünü [20 x (1 + 0.40)] uygulayarak ürünün nihai satış fiyatını 28 TL olarak belirler.
Hedef kâr yaklaşımında kritik öneme sahiptir. Başabaş noktası, işletmenin gerçekleştirdiği satışlardan elde ettiği gelirlerin toplam masraflarını tam olarak karşıladığı, kâr veya zararın sıfır olduğu asgari satış düzeyini ifade eder.
Teklif usulü fiyatlandırmanın en somut uygulamalarıdır. Açık eksiltmeli ihalelerde en düşük fiyat teklifini veren firma işi üstlenirken, açık artırmalı müzayedelerde en yüksek fiyat teklifini veren kişi ürünü satın alma hakkı kazanır.
Dağıtımda profesyonelleşmenin artmasıyla birlikte üreticilerin neredeyse tamamı dağıtım faaliyetlerinde dış kaynak (outsourcing) kullanmaya başlamıştır. Bu durum lojistik sektörünün hızla büyümesini ve uzmanlaşmış firmaların doğmasını sağlamıştır.
Pazarlama iletişiminde mesajın alıcıya ulaşmasını engelleyen veya bozan gürültü unsuru; fiziksel, nöro-fizyolojik, psikolojik ve toplumsal-kültürel olmak üzere dört farklı başlık altında ortaya çıkabilir.