Okuma Parçası
← Ünite 2

Ünite 2: 19. Yüzyıl Alman İdealizmi ve Tarih Metafiziği 1: Fichte ve Schelling — Okuma Parçası

Ders kitabının ünite sonuna koyduğu ek okuma metni. Sınavda doğrudan sorulmaz; konuyu bağlamına oturtmak için.

Okuma Parçası

Bir tarih felsefesine yerinde olarak sorulabilecek ilk soru kuşkusuz, tarih nasıl mümkündür sorusudur; çünkü varolan her şey, ancak bilincimiz aracılığıyla vardır ve tüm geçmiş tarih de, her birimiz için ancak bilincimizle varolabilir. Şimdi gerçekten şunu da iddia ediyoruz; eğer daha önce tüm tarih oluşmamışsa, hiçbir bireysel bilinç, sahip olduğu tüm belirlenmelerle önceden donanmış olamaz ve bunlara zorunlu olarak dâhil olanlar, gerekirse örneklerle kolayca ustalıkla gösterilebilir. Demek ki geçmiş tarih, doğal olarak sadece görünümdür, tıpkı bilincin bireyselliği gibi, yani o her birimiz için bireyselliğimizin gerçekliğinden ne daha az ne de daha fazla gerçektir. Bu türdeki bir bireysellik, bu özellikteki ve kültürel ilerleme içindeki belli bir çağı gerektirmektedir ama böylesi bir çağ, tüm geçmiş tarihle mümkündür. Zaten dünyanın şimdiki durumunu açıklamaktan başka bir konusu olmayan tarih bilimi, aynı zamanda şimdiki durumdan yola çıkarak geçmiş tarihle ilgili çıkarımlar yapabilir ve tüm geçmişin katı bir zorunlulukla şimdiki zamandan çıkarılabileceğini görmek, ilginç bir deneme olurdu. Ama bu açıklamaya, her bireysel bilinçle ne geçmiş tarih ne de tüm geçmiş, aksine sadece geçmişin önemli olayları bilinebilir diye karşı çıkılsa, bu olaylar yalnızca şimdiki zamana ve tek tek bireylere kadar ulaşan etkilerinden tanınırlar, o zaman ilkin şu yanıt verilir: Yalnızca geçmişin üzerinde etki yaptığı kişi için tarih vardır; ikinci olarak, herhangi bir zaman tarihte olmuş bir şey, gerçekten de her birimizin bireysel bilinciyle doğrudan olmasa da, sayısız birçok ara parçalarla öyle bağlıdır ya da bağlı olacaktır ki, o ara parçalar gösterilebilse, o zaman bu bilinci oluşturmak için tüm geçmişin zorunlu olduğu da açığa çıkacaktır. Şimdi artık kesindir ki, her çağdaki insanların büyük çoğunluğu gibi aynı şekilde bir yığın olaylar da, hiçbir zaman tarihin asıl olarak dâhil olduğu bir varlığa dünyada sahip olmadılar. Nasıl ki, gelecek kuşaklar tarafından anılmak üzere fiziksel etkiler yardımıyla kendimizi sadece fiziksel neden olarak ebedileştirmek için az şey yeterlidir, aynı şekilde sadece zihinsel bir ürün ya da yeni bir geleceğe neden olmadan, geçmişte kazanılmış kültürün gelecek kuşaklara üzerinden aktarıldığı bir aracı olmak da, tarihe geçmek için azdır. Ancak her bireysel bilinçle sadece şimdiye kadar ne süregelmiş ise, o vardır, ama işte bu da, tarihe ait ve tarihte olmuş yegâne şeydir. Tarihin transzendental zorunluluğuna gelince, bunun çıkarımı daha önce söylenenlerden yapılmıştır: Evrensel, yasalara dayaları hukuksal düzen sorununu çözme ödevi, akıllı varlıklara verilmiştir, ki bu yalnızca tüm tür tarafından, yani işte sadece tarih tarafından gerçekleştirilebilir. Biz burada artık sadece şu çıkarımı yapmakla yetiniyoruz: Tarihin yegâne gerçek nesnesi, ancak dünya yurttaşlığına ilişkin hukuksal düzenin gitgide oluşması olabilir, zira işte bu, tarihin yegâne nedenidir. Evrensel olmayan tüm diğer tarihler, sadece pragmatik, bu demektir ki, Antikçağ filozoflarının da tanıdığı bir kavrama göre belli bir empirik amaca yönelik olabilir. Bunun aksine, pragmatik evrensel bir tarih, kendisiyle çelişen bir kavramdır. Sanatların, bilimlerin ve buna benzer şeylerin ilerlemesi gibi genelde tarihe sayılan diğer şeyler, aslında kesinlikle asıl anlamda tarihe ait değildirler ya da bunlar sadece belge ya da ara parça olarak tarih içinde hizmet ederler, çünkü sanat ve bilimlerdeki buluşlar da özellikle birbirlerine karşılıklı olarak zarar veren araçları çoğaltarak ve artırarak, dahası tanınmayan bir yığın başka kötülüklere neden olarak, insanlığın genel bir hukuk düzenini kurmaya doğru ilerleyişini hızlandırmaya hizmet ederle. Kaynak: Friedrich Wilhelm Joseph von Schelling, “Ta-