Eşleştirme
Ana Sayfa
Üniversiteler
Dersler
Özellikler
Çalışma Planı
Hakkımızda
İletişim
Premium
Giriş Yap
Ücretsiz Kayıt Ol
Ana Sayfa
»
Anadolu Üniversitesi AÖF
»
Türk Dili ve Edebiyatı Lisans Programı
» 14-15. Yüzyıllar Türk Edebiyatı
← Ünite 7
Paylaş
←
Ünite 6 Eşleştirme
Ünite 7
15. Yüzyıl Türk Edebiyatında Mesnevi Amaçlarımız
Ünite 8 Eşleştirme
→
Ünite 7: 15. Yüzyıl Türk Edebiyatında Mesnevi Amaçlarımız — Kavram Eşleştirme
Tur 1 / 4
0 / 5 eşleşti
Önce bir kavram seç, sonra karşılığı olan tanıma dokun.
Kavramlar
Mesnevi
Mevlid
Mi'râc-nâme
Câmâsb-nâme
Ferah-nâme
Tanımlar
Yukarıdan bir kavram seç.
Hz. Muhammed’in Miraç olayını, yani göğe yükselişini ve ilahi huzura kabul edilişini konu edinen manzum veya mensur mesnevi türüdür. Bu döneme örnek olarak Arif'in Mi’râcü’n-nebî adlı eseri verilebilir.
Keyâniler’den Şâh Güstâsb’ın kâinat ve yaratılışla ilgili sorularına Vezir Câmâsb’ın verdiği cevapları ve masalsı unsurları içeren dinî-efsanevî nitelikteki mesnevidir. Türkçedeki en önemli tercümesi Mûsâ Abdî'ye aittir.
Hatîboğlu tarafından Arapçadan serbest tercümeyle oluşturulan, Türk edebiyatının bilinen ilk manzum 'yüz hadis' örneği olan dinî-didaktik mesnevidir. Her hadis tercümesinden sonra konula ilgili ibretlik bir hikâyeye yer verilir.
Beyitleri kendi arasında kafiyeli, aruzun kısa kalıplarıyla yazılan ve uzun hikâyelerin, dinî veya tasavvufi konuların anlatımına elverişli olan klasik Türk edebiyatı nazım şeklidir. Örnek olarak Şeyhî'nin Hüsrev ü Şîrîn'i gösterilebilir.
Hz. Muhammed’in doğumu, alemlere rahmet olarak gönderilişi ve hayatı etrafında yazılan, türklere has olan ve İslam edebiyatlarında başka örneği bulunmayan manzum mesnevi türüdür. En olgun örneği Süleyman Çelebi'nin Vesîletü’n-necât'ıdır.
Mesnevi
— Beyitleri kendi arasında kafiyeli, aruzun kısa kalıplarıyla yazılan ve uzun hikâyelerin, dinî veya tasavvufi konuların anlatımına elverişli olan klasik Türk edebiyatı nazım şeklidir. Örnek olarak Şeyhî'nin Hüsrev ü Şîrîn'i gösterilebilir.
Mevlid
— Hz. Muhammed’in doğumu, alemlere rahmet olarak gönderilişi ve hayatı etrafında yazılan, türklere has olan ve İslam edebiyatlarında başka örneği bulunmayan manzum mesnevi türüdür. En olgun örneği Süleyman Çelebi'nin Vesîletü’n-necât'ıdır.
Mi'râc-nâme
— Hz. Muhammed’in Miraç olayını, yani göğe yükselişini ve ilahi huzura kabul edilişini konu edinen manzum veya mensur mesnevi türüdür. Bu döneme örnek olarak Arif'in Mi’râcü’n-nebî adlı eseri verilebilir.
Câmâsb-nâme
— Keyâniler’den Şâh Güstâsb’ın kâinat ve yaratılışla ilgili sorularına Vezir Câmâsb’ın verdiği cevapları ve masalsı unsurları içeren dinî-efsanevî nitelikteki mesnevidir. Türkçedeki en önemli tercümesi Mûsâ Abdî'ye aittir.
Ferah-nâme
— Hatîboğlu tarafından Arapçadan serbest tercümeyle oluşturulan, Türk edebiyatının bilinen ilk manzum 'yüz hadis' örneği olan dinî-didaktik mesnevidir. Her hadis tercümesinden sonra konula ilgili ibretlik bir hikâyeye yer verilir.
Gülşen-i Râz
— Elvân-ı Şîrâzî tarafından Mahmûd-ı Şebüsterî’nin aynı adlı Farsça eserinden ilavelerle tercüme edilerek yazılan, tasavvufi soru ve cevapları içeren önemli bir tasavvufi mesnevidir.
Fütüvvet-nâme
— Fütüvvet ahlakının, esnaf teşkilatının kurallarının ve tasavvufi esasların işlendiği mesnevi türüdür. XV. yüzyılda Şeyh Eşref b. Ahmed bu türde 444 beyitlik bir eser kaleme almıştır.
Mahzenü’l-esrâr
— Nizâmî-i Gencevî’nin tasavvufî görüş ve düşüncelerini açıkladığı ünlü Farsça mesnevisidir. XV. yüzyılda Ahmed-i Rıdvân (Hayâtî mahlasıyla) tarafından Türkçe tercüme edilmiştir.
Mesnevî-i Murâdiye
— Mu’înî tarafından Sultan II. Murâd’ın isteği üzerine Mevlânâ’nın Mesnevî-i Ma’nevî’sinin birinci cildinden seçilen parçaların manzum olarak tercüme ve şerh edilmesiyle oluşturulan 14404 beyitlik dev eserdir.
Hüsrev ü Şîrîn
— Sasanî hükümdarı Hüsrev-i Pervîz ile Ermeni prensesi Şîrîn arasındaki büyük aşkı konu alan klasik İran ve Türk edebiyatı mesnevisidir. Anadolu sahasında bu türün ilk örneğini Şeyhî vermiştir.
Leylâ vü Mecnûn
— Kays adlı gencin çöle düşmesine yol açan ilahi ve beşeri aşkı anlatan klasik mesnevi konusudur. Türk edebiyatında bu konuyu tam olarak nazmeden ilk şair Edirneli Şâhidî'dir.
Cemşîd ü Hurşîd
— Çin padişahının oğlu Cemşîd’in rüyasında görüp âşık olduğu Rum kızını bulmak için yaşadığı maceraları anlatan, Sultan Cem tarafından Selmân-ı Sâvecî’den tercüme edilen aşk mesnevisidir.
Heft Peyker
— Sasanî hükümdarı V. Behrâm’ın (Behrâm-ı Gûr) yedi farklı renkteki kubbede yedi ülke prensesinden dinlediği hikâyeleri ve maceralarını konu alan Nizâmî kökenli mesnevidir. Anadolu'da ilk örneğini Aşkî yazmıştır.
Gazavât-nâme
— Din uğruna yapılan savaşları, fetihleri, kahramanlıkları ve ordu hareketlerini manzum veya mensur olarak anlatan eser türüdür. Anadolu'daki ilk manzum örneği Gelibolulu Za’îfî’nin Gazavât-ı Sultân Murâd’ıdır.
Sergüzeşt-nâme
— Bir kişinin, genellikle şairin başından geçen maceraları, gurbet sıkıntılarını veya aşk hikâyelerini yerli mekân ve unsurlarla anlatan mesnevi türüdür. İlk örneği Halîlî’nin Fürkat-nâme’sidir.
Şehr-engîz
— Bir şehrin doğal güzelliklerini ve özellikle esnaf/sanatkâr genç güzellerini mizahi ve tasviri bir dille anlatan mesnevi türüdür. Bu türün ilk örneklerinden biri Mesîhî’nin Edirne Şehr-engîzi’dir.
Har-nâme
— Şeyhî’nin öküzlere özenip kulak ve kuyruğunu kaybeden zavallı bir eşeğin hikâyesi üzerinden dönemin bozuk düzenini ve haksızlıklarını eleştirdiği Türk edebiyatının başyapıt mizahi mesnevisidir.
Melhame
— Kozmik olayları (güneş tutulması, yıldız kayması, deprem vb.), göksel işaretleri inceleyen ve bunların gelecekte getireceği kıtlık, bolluk veya savaşları önceden bildiren ilmi mesnevi türüdür. Örnek olarak Yazıcı Sâlih’in Şemsiyye’si gösterilebilir.
Kıyafet ilmi
— İnsanların dış görünüşlerinden, saç, göz, kulak ve el gibi uzuvlarından hareketle onların ahlak ve karakter özelliklerini tahmin etmeyi amaçlayan ilim dalıdır. Türk edebiyatındaki ilk manzum örneği Hamdullâh Hamdî’nin Kıyâfet-nâme’sidir.
Siyâset-nâme
— Devlet yöneticiliğinin, padişahlık, vezirlik ve subaşılık yapmanın kural ve şartlarını anlatan öğüt verici mesnevi niteliğindeki eserlerdir. Bedr-i Dilşâd’ın Murâd-nâme’si bu niteliği de taşır.
Fâl-ı Reyhân-ı Cem Sultan
— Cem Sultan tarafından yazılan, çiçekler ile sevgilinin güzellik unsurlarını bir araya getirerek tertip edilmiş olan manzum bir çiçek falı mesnevisidir.
⚑ Bu kavramlarda hata var
Paylaş
←
Ünite 6 Eşleştirme
Ünite 7
15. Yüzyıl Türk Edebiyatında Mesnevi Amaçlarımız
Ünite 8 Eşleştirme
→
Ana Sayfa
Dersler
Çalışmam
Hesabım