İnfografik
← Ünite 7
14-15. Yüzyıllar Türk Edebiyatı

Ünite 7: 15. Yüzyıl Türk Edebiyatında Mesnevi Amaçlarımız

15. Yüzyıl Türk Edebiyatında Mesnevi Amaçlarımız - kaynak sayfa görseli
Kaynak: ders kitabı, sayfa 166
Süleymân Çelebi ve Vesîletü’n-necât
XV. yüzyılda kaleme alınan Vesîletü’n-necât, Türklerin Hz. Muhammed’e duyduğu sevginin en somut ifadesidir. Yazılışından bu yana coşkuyla okunan bu mevlid, Türkçenin camiye girmesine vesile olan en büyük şaheserdir.
Yazıcıoğlu Mehmed’in Muhammediyye’si
9008 beyitten oluşan Muhammediyye, 12 farklı aruz kalıbıyla yazılmış en hacimli manzum ilk telif dinî eserdir. Yaratılış, peygamberler tarihi ve kıyamet alametlerini içeren eser hem Anadolu'da hem dışarıda büyük ün kazanmıştır.
Hamdullâh Hamdî’nin Yûsuf u Züleyhâ’sı
897/1491-92 yılında aruzun 'feilâtün mefâilün feilün' kalıbıyla yazılan 6215 beyitlik eser, Fuzûlî’nin Leylâ vü Mecnûn’una kadar Türk edebiyatının en seçkin mesnevisi kabul edilmiştir. Şair kendi kardeşlerinden çektiği eziyetleri esere yansıtmıştır.
Edirneli Şâhidî’nin Gülşen-i Uşşâk’ı
883/1479’da Konya’da tamamlanan 5660 beyitlik bu Leylâ vü Mecnûn mesnevisi, edebiyatımızda bu konuda yazılmış en hacimli eserdir. Eserdeki bazı gazeller Fuzûlî’ye ilham kaynağı olmuştur.

Anahtar Kavramlar

MesneviBeyitleri kendi arasında kafiyeli, aruzun kısa kalıplarıyla yazılan ve uzun hikâyelerin, dinî veya tasavvufi konuların anlatımına elverişli olan klasik Türk edebiyatı nazım şeklidir. Örnek olarak Şeyhî'nin Hüsrev ü Şîrîn'i gösterilebilir.
MevlidHz. Muhammed’in doğumu, alemlere rahmet olarak gönderilişi ve hayatı etrafında yazılan, türklere has olan ve İslam edebiyatlarında başka örneği bulunmayan manzum mesnevi türüdür. En olgun örneği Süleyman Çelebi'nin Vesîletü’n-necât'ıdır.
Mi'râc-nâmeHz. Muhammed’in Miraç olayını, yani göğe yükselişini ve ilahi huzura kabul edilişini konu edinen manzum veya mensur mesnevi türüdür. Bu döneme örnek olarak Arif'in Mi’râcü’n-nebî adlı eseri verilebilir.
Câmâsb-nâmeKeyâniler’den Şâh Güstâsb’ın kâinat ve yaratılışla ilgili sorularına Vezir Câmâsb’ın verdiği cevapları ve masalsı unsurları içeren dinî-efsanevî nitelikteki mesnevidir. Türkçedeki en önemli tercümesi Mûsâ Abdî'ye aittir.
Ferah-nâmeHatîboğlu tarafından Arapçadan serbest tercümeyle oluşturulan, Türk edebiyatının bilinen ilk manzum 'yüz hadis' örneği olan dinî-didaktik mesnevidir. Her hadis tercümesinden sonra konula ilgili ibretlik bir hikâyeye yer verilir.
Gülşen-i RâzElvân-ı Şîrâzî tarafından Mahmûd-ı Şebüsterî’nin aynı adlı Farsça eserinden ilavelerle tercüme edilerek yazılan, tasavvufi soru ve cevapları içeren önemli bir tasavvufi mesnevidir.
Fütüvvet-nâmeFütüvvet ahlakının, esnaf teşkilatının kurallarının ve tasavvufi esasların işlendiği mesnevi türüdür. XV. yüzyılda Şeyh Eşref b. Ahmed bu türde 444 beyitlik bir eser kaleme almıştır.
Mahzenü’l-esrârNizâmî-i Gencevî’nin tasavvufî görüş ve düşüncelerini açıkladığı ünlü Farsça mesnevisidir. XV. yüzyılda Ahmed-i Rıdvân (Hayâtî mahlasıyla) tarafından Türkçe tercüme edilmiştir.
Mesnevî-i MurâdiyeMu’înî tarafından Sultan II. Murâd’ın isteği üzerine Mevlânâ’nın Mesnevî-i Ma’nevî’sinin birinci cildinden seçilen parçaların manzum olarak tercüme ve şerh edilmesiyle oluşturulan 14404 beyitlik dev eserdir.
Hüsrev ü ŞîrînSasanî hükümdarı Hüsrev-i Pervîz ile Ermeni prensesi Şîrîn arasındaki büyük aşkı konu alan klasik İran ve Türk edebiyatı mesnevisidir. Anadolu sahasında bu türün ilk örneğini Şeyhî vermiştir.
Leylâ vü MecnûnKays adlı gencin çöle düşmesine yol açan ilahi ve beşeri aşkı anlatan klasik mesnevi konusudur. Türk edebiyatında bu konuyu tam olarak nazmeden ilk şair Edirneli Şâhidî'dir.
Cemşîd ü HurşîdÇin padişahının oğlu Cemşîd’in rüyasında görüp âşık olduğu Rum kızını bulmak için yaşadığı maceraları anlatan, Sultan Cem tarafından Selmân-ı Sâvecî’den tercüme edilen aşk mesnevisidir.
Heft PeykerSasanî hükümdarı V. Behrâm’ın (Behrâm-ı Gûr) yedi farklı renkteki kubbede yedi ülke prensesinden dinlediği hikâyeleri ve maceralarını konu alan Nizâmî kökenli mesnevidir. Anadolu'da ilk örneğini Aşkî yazmıştır.
Gazavât-nâmeDin uğruna yapılan savaşları, fetihleri, kahramanlıkları ve ordu hareketlerini manzum veya mensur olarak anlatan eser türüdür. Anadolu'daki ilk manzum örneği Gelibolulu Za’îfî’nin Gazavât-ı Sultân Murâd’ıdır.
Sergüzeşt-nâmeBir kişinin, genellikle şairin başından geçen maceraları, gurbet sıkıntılarını veya aşk hikâyelerini yerli mekân ve unsurlarla anlatan mesnevi türüdür. İlk örneği Halîlî’nin Fürkat-nâme’sidir.
Şehr-engîzBir şehrin doğal güzelliklerini ve özellikle esnaf/sanatkâr genç güzellerini mizahi ve tasviri bir dille anlatan mesnevi türüdür. Bu türün ilk örneklerinden biri Mesîhî’nin Edirne Şehr-engîzi’dir.
Har-nâmeŞeyhî’nin öküzlere özenip kulak ve kuyruğunu kaybeden zavallı bir eşeğin hikâyesi üzerinden dönemin bozuk düzenini ve haksızlıklarını eleştirdiği Türk edebiyatının başyapıt mizahi mesnevisidir.
MelhameKozmik olayları (güneş tutulması, yıldız kayması, deprem vb.), göksel işaretleri inceleyen ve bunların gelecekte getireceği kıtlık, bolluk veya savaşları önceden bildiren ilmi mesnevi türüdür. Örnek olarak Yazıcı Sâlih’in Şemsiyye’si gösterilebilir.
Kıyafet ilmiİnsanların dış görünüşlerinden, saç, göz, kulak ve el gibi uzuvlarından hareketle onların ahlak ve karakter özelliklerini tahmin etmeyi amaçlayan ilim dalıdır. Türk edebiyatındaki ilk manzum örneği Hamdullâh Hamdî’nin Kıyâfet-nâme’sidir.
Siyâset-nâmeDevlet yöneticiliğinin, padişahlık, vezirlik ve subaşılık yapmanın kural ve şartlarını anlatan öğüt verici mesnevi niteliğindeki eserlerdir. Bedr-i Dilşâd’ın Murâd-nâme’si bu niteliği de taşır.
Fâl-ı Reyhân-ı Cem SultanCem Sultan tarafından yazılan, çiçekler ile sevgilinin güzellik unsurlarını bir araya getirerek tertip edilmiş olan manzum bir çiçek falı mesnevisidir.

Diğer Önemli Bilgiler

Cem Sultan’ın Cemşîd ü Hurşîd’i

Sultan Cem tarafından 881/1477 tarihinde Selmân-ı Sâvecî’nin eserinden tercüme edilerek Fâtih Sultan Mehmed adına yazılmıştır. Âyât-ı Uşşâk adıyla da bilinen eser 5374 beyittir ve eski Türk geleneklerinin izlerini taşır.

Halîlî’nin Fürkat-nâme’si (Gurbet-nâme)

876/1471-72 tarihinde aruzun 'mefâîlün mefâîlün feûlün' kalıbıyla yazılan 1334 beyitlik eser, sergüzeşt türünün ilk örneğidir. Şairin İran'dan İznik ve İstanbul'a gelişini gerçek mekân tasvirleriyle anlatır.

Tâcî-zâde Ca’fer Çelebi’nin Heves-nâme’si

899/1493’te yazılan 3810 beyitlik bu eser; İstanbul semtlerini, mimari yapıları, Fatih Sultan Mehmed dönemi olaylarını ve şairin gerçek aşk macerasını işleyerek klasik İran özentisine meydan okumuştur.

Mesîhî’nin Edirne Şehr-engîzi

Sultan II. Bâyezîd döneminde yazılan 173 beyitlik eser, şehir-engiz türünün en eski örneklerindendir. Edirne’nin 47 esnaf güzelini mizahi ifadelerle ve Müslüman isimleriyle tanıtır.

Şeyhî’nin Har-nâme’si

126 beyitten oluşan bu mizahi başyapıt, öküzlere özenip tarlaya girince kulak ve kuyruğunu kaybeden bir eşeğin hikâyesiyle dönemin haksızlıklarını ve idarecileri eleştiren şaheser bir hicivdir.

Gelibolulu Za’îfî’nin Gazavât-ı Sultân Murâd’ı

850-855 yılları arasında yazılan 2566 beyitlik bu eser, Anadolu'da oluşturulan ilk manzum gazavât-nâme örneğidir. Sultan II. Murad’ın savaşlarını gözleme dayalı ve tarih vesikası niteliğinde aktarır.

Bedr-i Dilşâd’ın Murâd-nâme’si

Sultan II. Murâd adına 830/1427’de yazılan 9820 beyitlik dev eser; nasihat-nâme, siyâset-nâme, fütüvvet-nâme ve ansiklopedi özelliklerini aynı anda taşıyan çok yönlü bir kültürel mesnevidir.

Antepli İbrâhîm Bâlî’nin Hikmet-nâme’si

Mısır Sultanı Kayıtbay adına 893/1488’de yazılan 12753 beyitlik ansiklopedik mesnevidir. Yaratılış, coğrafya, Ayasofya ve Atmeydanı gibi İstanbul semtleri hakkında somut bilgiler sunar.

Yazıcı Sâlih’in Şemsiyye’si

811/1408-1409’da yazılan 4082 beyitlik melhame türündeki bu eser; güneş tutulması, deprem, fırtına gibi kozmik olayları ve bunların getireceği kıtlık veya savaşları aylara göre inceleyen en kapsamlı kitaptır.

Mu’înî’nin Mesnevî-i Murâdiye’si

Sultan II. Murâd’ın isteği üzerine 839/1436’da yazılan 14404 beyitlik iki ciltlik bu eser, Mevlânâ’nın Mesnevî’sinin birinci cildinden seçilen hikâyelerin manzum tercüme ve şerhidir.

Hatîboğlu’nun Ferah-nâme’si

829/1426’da tamamlanan 6105 beyitlik bu eser, Türk edebiyatının ilk manzum 'yüz hadis' tercümesidir. Her hadis sonrasında dinî ve gerçek hayattan alınmış ibretlik hikâyelere yer vermesiyle öne çıkar.

Sınavda Dikkat Et

  • Sınavlarda XV. yüzyıl ile XIV. yüzyıl mesnevileri karşılaştırıldığında, XV. yüzyılda dilin kullanımı, üslup, vezin ve kafiye başarısının çok daha ileri düzeyde olduğu unutulmamalıdır.
  • Süleymân Çelebi’nin Vesîletü’n-necât'ının mevlid türünün ilk ve en olgun örneği olduğu, Muhammediyye'nin ise Yazıcıoğlu Mehmed’e ait devasa bir telif eser olduğu sıkça sorulur.
  • Aşk mesnevilerinde Hamdullâh Hamdî’nin Yûsuf u Züleyhâ’sı, Şeyhî’nin Hüsrev ü Şîrîn’i ve Edirneli Şâhidî’nin Gülşen-i Uşşâk (Leylâ vü Mecnûn) eserlerinin yazarlarıyla birlikte ezberlenmesi şarttır.
  • Sergüzeşt-nâme türünün ilk örneğinin Halîlî’nin Fürkat-nâme’si (Gurbet-nâme) olduğunu, şehr-engiz türünün ise Mesîhî’nin Edirne Şehr-engîzi ile anıldığını karıştırmayın.
  • Şeyhî’nin Har-nâme’sinin Türk edebiyatının en büyük mizah ve hiciv şaheseri olduğunu ve 'feilâtün mefâilün feilün' kalıbıyla yazıldığını unutmayın.
  • Anadolu'da yazılan ilk gazavât-nâme örneğinin Gelibolulu Za’îfî’nin Gazavât-ı Sultân Murâd’ı olduğunu, Bedr-i Dilşâd’ın Murâd-nâme’sinin ise ansiklopedik nitelik taşıdığını iyi kavrayın.
  • Kıyâfet-nâme türünün ilk kez Hamdullâh Hamdî tarafından yazıldığını, melhame türünün en önemli örneğinin ise Yazıcı Sâlih’in Şemsiyye’si olduğunu not edin.