Ebu'l-Kāsım bin Mesleme'nin düştüğü şüphe üzerine, dönemin ünlü tarihçisi Hatîb-i Bağdâdî'ye danışılması olayında 'def'an li'ş-şübhe' (şüpheyi gidermek amacıyla) ifadesi sebep zarfı olarak kullanılmıştır.
Düşman devletlerin askeri teknolojisine karşı 'mukābeleten li'l-hasm' (düşmana karşılık vermek amacıyla) yeni icat topların dökülmesi ve iki bin kişilik Sür'atçiler ocağının kurulması tarihi bir savunma reformu örneğidir.
Ahmed Vâsıf Efendi'nin Mehâsinü'l-Âsâr eserinde, Fâtıma Sultān'ın hicri 1200 yılı Muharrem ayında çiçek hastalığından ('illet-i cederî) vefat ettiği 'lırāmān-ı çemen-soffa-i cinān oldı' edebi ifadesiyle anlatılmıştır.
Şem'dânîzâde Fındıklılı Süleymân Efendi Târihi'nde, Cemaziyelahir ayının beşinde ayın tamamen tutulduğu, güneşin kızıl bakır gibi göründüğü ve sekiz gün sonra zelzele meydana geldiği 'Alāmet-i layr ola' temennisiyle kaydedilmiştir.
Anonim Tevârîh-i Âl-i Osmân'da, Osman Gazi'nin babasının yerine geçerek Bilecik, Köprühisar, Yarhisar ve İnegöl'ü fethetmesi olayının hicri 687 (miladi 1288) yılında vuku bulduğu ve ilk cuma namazının Karahisar'da kılındığı belirtilir.
Arapça dişil sahiplik edatı 'zât' ile kurulan 'zâtü'l-cenb' terimi, Osmanlı tıp literatüründe 'akciğer zarı iltihabı' (plevriz) hastalığını karşılamak üzere üretilmiş ve kullanılmıştır.
Osmanlı matematik ve geometri dilinde 'dört kenarlı' yani 'dörtgen' kavramını karşılamak üzere 'zû' (sahip) edatı kullanılarak 'zû-erba'ati'l-adlâ'' terimi türetilmiştir.
Hayber Yahudilerinden birkaç kişinin başkente gelerek cizyeden muaf olduklarına dair Hz. Ali'nin hattıyla yazılmış bir belge ibraz etmeleri üzerine, iddiayı desteklemek için 'te'yîden li'l-müdde'â' ifadesi kullanılmıştır.
Osmanlı Türkçesindeki Arapça ve Farsça edat, zarf ve deyimleri derleyen en önemli başvuru kaynaklarından biri, Atatürk Üniversitesi tarafından 1990 yılında Erzurum'da basılan ortak çalışmadır.
Osmanlı metinlerindeki dini ve edebi kalıp sözleri, ayet ve hadis alıntılarını açıklayan temel eser, Mehmet Yılmaz tarafından hazırlanan ve 1992'de basılan 'Edebiyatımızda İslâmî Kaynaklı Sözler'dir.
Kitapta transkripsiyon uygulaması için verilen Fuzulî'ye ait gazelde, sevgilinin dudağının şerbetinin 'çeşme-i hayvān' (hayat suyu) olduğu ve aşıklara her an can verdiği edebi bir dille anlatılmaktadır.