İnfografik
← Ünite 5
Osmanlı Türkçesi Grameri 2

Ünite 5: Arapça Edatlar, Arapça Söz Kalıpları, Transkripsiyon (Çevriyazı)

Lâ-edrî İbaresi
Arapça 'bilmem' anlamına gelen 'lâ-edrî' ibaresi, Osmanlı edebiyatında ve yazılı kültüründe şairi veya yazarı tespit edilemeyen divan şiirleri ve beyitlerin müellif kısmında kalıp bir terim olarak kullanılmıştır.
Sene 996 Kışla Seferi
Metinde geçen 'sene 996 şehr-i zilka'desinün yiğirmi dördünci sebt güni' kaydı, ordunun kışlaya yöneldiği tarihi belgelerken araya 'bâreka'llâhu's-sebt' (Allah cumartesi gününü mübarek kılsın) duasının eklendiğini göstermektedir.
Hoca Efendi'nin İbadet Kaydı
Tarihi metinlerde 'a'lemü'l-'ulemâ Hoca Efendi' için kullanılan 'dâmet fezâiluhû' (faziletleri sürekli olsun) ifadesi, ulema sınıfından yüksek şahsiyetlerin adından sonra kullanılan resmi bir dua kalıbıdır.
Kostantıniyye Koruma Duası
Osmanlı resmi belgelerinde başkent İstanbul için 'mahmiyye-i Kostantıniyye' denildikten hemen sonra 'sanehallâhu ani'l-âfâti ve'l-beliyye' (Allah onu afetlerden ve belalardan korusun) dua cümlesi kalıp olarak yer alır.

Anahtar Kavramlar

EdatTek başına anlamı olmayan, ancak cümle içinde kelimeler arasında anlam ilişkileri kuran ve çekimlenebilen görevli sözcüklerdir; Arapça 'lâ-', 'mâ-' ve 'ma'a-' gibi yapılar Osmanlı Türkçesinde bu görevi üstlenir.
ZarfFiillerin, sıfatların veya kendi türünden sözcüklerin anlamını zaman, yön, miktar ve tarz bakımından sınırlayan sözcüklerdir; Arapça 'li-' edatı ile kurulan sebep tamlayıcıları Türkçede zarf fonksiyonu kazanır.
TranskripsiyonBir dildeki yazılı metni, ses değerlerini tam olarak korumak ve göstermek amacıyla özel işaretler barındıran başka bir alfabeye aktarma işlemidir.
ÇevriyazıTranskripsiyon teriminin Türkçe karşılığı olup, özellikle Osmanlı Türkçesi metinlerinin Latin alfabesine bilimsel işaretlerle hatasız aktarılması sürecini ifade eder.
lâ- (ال)Arapça olumsuzluk edatı olup, Osmanlı Türkçesinde kelimelerin önüne gelerek 'bî-' ve 'nâ-' gibi olumsuzluk veya yokluk anlamı katar; 'lâ-mekân' (mekânsız) kelimesinde olduğu gibi kullanılır.
mâ- (ما)Arapçada 'o şey ki' anlamına gelen edat olup, Osmanlı Türkçesinde 'mâ-fevk' (üstteki) ve 'mâ-kabl' (önceki) gibi yön ve zaman bildiren kalıplaşmış kelime grupları kurar.
ma'a- (مع)Arapçada 'birlikte, ile' anlamına gelen edat olup, 'ma'a-hâzâ' (bununla birlikte) ve 'ma'a'l-esef' (esefle, ne yazık ki) gibi sık kullanılan zarf grupları oluşturur.
ke- (ك)Arapçada benzetme bildiren 'gibi' anlamındaki edattır; 'ke'l-evvel' (eskisi gibi) ve 'ke'l-'adem' (yok gibi) örneklerinde benzetme ilişkisi kurar.
keyfe (كيف)Arapçada 'nasıl' anlamına gelen soru edatıdır; 'mâ-' edatıyla birleşerek 'keyfe-mâ-yeşâ' (nasıl isterse öyle) şeklinde şart bildiren deyimler kurar.
gayr (غري)Arapça istisna edatı olup, Türkçede '+sız/+siz' ekleri veya 'olmayan' kelimesiyle karşılanır; 'gayri müslim' (Müslüman olmayan) yapısında bu işlev görülür.
li- (ل)Arapçada 'için' anlamına gelen edattır; kendisinden önceki kelimenin üstünlü tenvin ile okunmasıyla 'rızâen li'llâh' (Allah rızası için) gibi sebep zarfları kurar.
zû (ذو)Arapçada 'sahip, +lı/+li' anlamına gelen ve 'zü'l-celâl' (celal sahibi) gibi kalıplaşmış ifadeler ile bilimsel terimlerde kullanılan edattır.
zevi (ذوى)Sahiplik bildiren 'zû' edatının tamlamalarda kullanılan çokluk (çoğul) şeklidir; 'zevi'l-erhâm' (yakın akrabalar) tamlamasında bu çoğulluk görülür.
zî (ذى)Sahiplik bildiren 'zû' edatının harf-i cer almış (esreli) şeklidir; 'zî-kıymet' (kıymetli) ve 'zî-hayât' (canlı) kelimelerinde sıfat kurucu olarak yer alır.
zât (ذات)Sahiplik bildiren 'zû' edatının müennes (dişil) şeklidir; tıp ve fen terimlerinde sıklıkla kullanılır, 'zâtü'l-cenb' (akciğer zarı iltihabı) buna örnektir.
lâ-edrî (ال ادرى)Arapça 'bilmem' anlamına gelen ve edebiyatta yazarı veya şairi bilinmeyen, anonim kalmış şiirlerin altına yazar adı yerine konulan kalıp ifadedir.
el-mef’ûlü li-eclihiArapça dilbilgisinde eylemin yapılış sebebini bildiren 'sebep tamlayıcısı' (zarf grubu) yapısıdır; Osmanlı Türkçesinde 'teksîren li'n-nef'' örneğinde olduğu gibi kullanılır.
eben an-ceddin (ابا عن جد)Osmanlı metinlerinde soy, asalet veya bir geleneğin sürekliliğini ifade etmek için kullanılan 'babadan dedeye, nesilden nesile' anlamına gelen kalıp sözdür.
sallallâhu aleyhi ve sellemHz. Muhammed'in adı anıldığında söylenen ve 'Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun' anlamına gelen kalıplaşmış dua cümlesidir.
Bâreka'llâh (بارك اهلل)Metinlerde hayırlı bir olayı, zamanı veya durumu nitelerken kullanılan ve 'Allah mübarek etsin' anlamına gelen kalıplaşmış dua cümlesidir.
El-'iyâzu bi'llâh (العياذ باهلل)Kötü, korkutucu veya istenmeyen bir durumdan bahsederken kullanılan ve 'Allah'ın sığınırım, Allah korusun' anlamına gelen sığınma ve korunma sözüdür.
Kef (ك)Osmanlı alfabesinde tek bir harf olmasına rağmen /k/, /g/ ve /ñ/ (geniz n'si) gibi üç farklı sesi gösterebilen çok işlevli ünsüz harftir.
Ayın (ع)Arapça kökenli kelimelerde bulunan ve transkripsiyonda sola açık kavisli kesme işaretiyle (‘) gösterilen gırtlaksı bir ünsüz harftir.
Hemze (ء)Kelime içinde ses kesilmesi veya ünlü geçişini gösteren, transkripsiyonda sağa açık kavisli kesme işaretiyle (’) temsil edilen ünsüz değerindeki işarettir.
İmlâ MuhafazakârlığıKelimelerin söylenişleri zamanla değişse bile, yazılışlarının yüzyıllar boyunca aynı kalması ve kalıplaşmış imla şekillerinin korunması durumudur.

Diğer Önemli Bilgiler

Hatîb-i Bağdâdî ve Şüphe Çözümü

Ebu'l-Kāsım bin Mesleme'nin düştüğü şüphe üzerine, dönemin ünlü tarihçisi Hatîb-i Bağdâdî'ye danışılması olayında 'def'an li'ş-şübhe' (şüpheyi gidermek amacıyla) ifadesi sebep zarfı olarak kullanılmıştır.

Sür'atciyân Ocağı'nın Kurulması

Düşman devletlerin askeri teknolojisine karşı 'mukābeleten li'l-hasm' (düşmana karşılık vermek amacıyla) yeni icat topların dökülmesi ve iki bin kişilik Sür'atçiler ocağının kurulması tarihi bir savunma reformu örneğidir.

Fâtıma Sultān'ın Vefatı

Ahmed Vâsıf Efendi'nin Mehâsinü'l-Âsâr eserinde, Fâtıma Sultān'ın hicri 1200 yılı Muharrem ayında çiçek hastalığından ('illet-i cederî) vefat ettiği 'lırāmān-ı çemen-soffa-i cinān oldı' edebi ifadesiyle anlatılmıştır.

Kamer Tutulması ve Deprem

Şem'dânîzâde Fındıklılı Süleymân Efendi Târihi'nde, Cemaziyelahir ayının beşinde ayın tamamen tutulduğu, güneşin kızıl bakır gibi göründüğü ve sekiz gün sonra zelzele meydana geldiği 'Alāmet-i layr ola' temennisiyle kaydedilmiştir.

Gazi Osman'ın Tahta Çıkışı

Anonim Tevârîh-i Âl-i Osmân'da, Osman Gazi'nin babasının yerine geçerek Bilecik, Köprühisar, Yarhisar ve İnegöl'ü fethetmesi olayının hicri 687 (miladi 1288) yılında vuku bulduğu ve ilk cuma namazının Karahisar'da kılındığı belirtilir.

Zâtü'l-cenb Terimi

Arapça dişil sahiplik edatı 'zât' ile kurulan 'zâtü'l-cenb' terimi, Osmanlı tıp literatüründe 'akciğer zarı iltihabı' (plevriz) hastalığını karşılamak üzere üretilmiş ve kullanılmıştır.

Zû-erba'ati'l-adlâ' Terimi

Osmanlı matematik ve geometri dilinde 'dört kenarlı' yani 'dörtgen' kavramını karşılamak üzere 'zû' (sahip) edatı kullanılarak 'zû-erba'ati'l-adlâ'' terimi türetilmiştir.

Cizye Muafiyeti Belgesi

Hayber Yahudilerinden birkaç kişinin başkente gelerek cizyeden muaf olduklarına dair Hz. Ali'nin hattıyla yazılmış bir belge ibraz etmeleri üzerine, iddiayı desteklemek için 'te'yîden li'l-müdde'â' ifadesi kullanılmıştır.

Recep Toparlı ve M. Sadi Çöğenli Çalışması

Osmanlı Türkçesindeki Arapça ve Farsça edat, zarf ve deyimleri derleyen en önemli başvuru kaynaklarından biri, Atatürk Üniversitesi tarafından 1990 yılında Erzurum'da basılan ortak çalışmadır.

Mehmet Yılmaz'ın Ansiklopedik Sözlüğü

Osmanlı metinlerindeki dini ve edebi kalıp sözleri, ayet ve hadis alıntılarını açıklayan temel eser, Mehmet Yılmaz tarafından hazırlanan ve 1992'de basılan 'Edebiyatımızda İslâmî Kaynaklı Sözler'dir.

Fuzulî Divanı Gazel Örneği

Kitapta transkripsiyon uygulaması için verilen Fuzulî'ye ait gazelde, sevgilinin dudağının şerbetinin 'çeşme-i hayvān' (hayat suyu) olduğu ve aşıklara her an can verdiği edebi bir dille anlatılmaktadır.

Sınavda Dikkat Et

  • Arapça 'lâ-' edatının sadece isimlerin değil, fiillerin geniş zaman şekillerinin de önüne gelerek kalıp kelimeler (lâ-yemût, lâ-yefhem gibi) kurabildiğini unutmayın; sınavda bu kelimelerin anlamları doğrudan sorulabilir.
  • Arapça 'li-' edatıyla kurulan sebep zarflarında (el-mef’ûlü li-eclihi), edattan önceki kelimenin her zaman üstünlü tenvin ile bittiğine (teksîren, def'an, te'yîden gibi) dikkat edin; bu kural doğru okunuş sorularında belirleyicidir.
  • Transkripsiyon sorularında Türkçe kökenli kelimelerin ünlülerini asla uzun (ā, ū, ī) olarak işaretlemeyin; 'bu' ve 'su' gibi kelimelerin kısa ünlülü yazımı sınavda en sık yapılan çeldiricilerden biridir.
  • Ayın (ع) ve hemze (ء) işaretlerinin yönlerine dikkat edin; ayın sola açık kavis (‘), hemze ise sağa açık kavis (’) ile gösterilir, bu iki işaretin karıştırılması şıklarda elenmenize yol açar.
  • Tarihsel metinlerin transkripsiyonunda metnin yazıldığı yüzyıla dikkat edin; 18. yüzyıl metninde dudak uyumuna bağlı yuvarlak ünlülü ekler tercih edilirken, 20. yüzyıl metninde günümüz Türkçesine uygun düz ünlülü ekler aranmalıdır.