
Batı etkisinde gelişen Türk edebiyatının ve Tanzimat Edebiyatı’nın resmi başlangıcı kabul edilen ilk özel Türkçe gazete Tercüman-ı Ahval, 1860 yılında yayın hayatına girerek edebi hayatta devrim niteliğinde bir dönüşüm tetiklemiştir.
Mevleviliği benimseyen derviş yaratılışlı Yenişehirli Avnî Bey’in damadı Şevki Bey tarafından 1888 yılında İstanbul’da bastırılan Divan’ı, 3000 binden fazla şiir/beyit içermektedir.
Yenişehirli Avnî Bey’in Bahariye Mevlevihanesi’nde çekilen susuzluk sıkıntısını dile getirmek için manzum-mensur karışık, dilekçe türünde ve secili olarak kaleme aldığı Abname, II. Abdülhamit’e sunulmuş ve Eşref Gazetesinde yayımlanmıştır.
Keçecizade İzzet Molla’nın çift kahramanlı bir aşk hikayesi olarak tasarladığı ancak ömrü yetmediği için yarım kalan Naz u Niyaz mesnevisi, şairin yazdığı 301 beyit ve Sebeb-i Nazm kısmı ile kalmıştır.
Topkapı’da başlayıp Küçükçekmece, Büyükçekmece, Silivri, Tekirdağ ve Keşan’da son bulan gidiş yolculuğu ile Ergene’den başlayarak Edirne, Babaeski, Çorlu ve Küçükçekmece üzerinden Yenikapı’da biten dönüş güzergâhı eserin gerçekçi coğrafi zeminidir.
XIX. yüzyılda XVII. yüzyıl şairlerini örnek alarak divan şiirinin kendi imkânlarıyla yeniden ayağa kalkabileceğini savunan, ilk müdavimleri arasında Namık Kemal ve Ziya Paşa’nın da bulunduğu gelenekçi şairler topluluğudur.
XIX. yüzyıl başında tahtta bulunan, İlhamî mahlasıyla şiirler yazan, divan sahibi olan ve musikiyle yakından ilgilenen padişah III. Selim, bu yüzyılda şiir ve edebiyatla ilgilenen nadir Osmanlı padişahlarından biridir.
Yenişehirli Avnî Bey, 1854 yılında Abdurrahman Sami Paşa Vidin valiyken onun yanında kâtip olarak çalışmış, daha sonra Bağdat valisi Mustafa Nuri Paşa’nın divan kâtipliğini de yapmıştır.
İzzet Molla’nın başyapıtı sayılan Mihnetkeşan mesnevisi, tam 4166 beyit ile 6 tahmis bendinden oluşan oldukça hacimli, hiciv ve mizah yüklü bir sürgün günlüğüdür.
XIX. yüzyılda nesir dilinin anlaşılır olup olmadığını tartışmaya açan, eski süslü nesir anlayışını eleştiren ve yeni nesir arayışlarının eksenini oluşturan meşhur makaledir.
Mustafa Reşit Paşa’nın emriyle Cevdet Paşa tarafından kaleme alınan bildiride, Encümen-i Daniş tarafından hazırlanacak eserlerde herkesin kolayca anlayıp yararlanabileceği yalın bir dil kullanılması şart koşulmuştur.