İnfografik
Ana Sayfa » Anadolu Üniversitesi AÖF » Tarih Lisans Programı » 19. Yüzyıl Türk Edebiyatı
← Ünite 5
19. Yüzyıl Türk Edebiyatı

Ünite 5: 19. Yüzyıl Mesnevileri

19. Yüzyıl Mesnevileri - kaynak sayfa görseli
Kaynak: ders kitabı, sayfa 110
İzzet Molla’nın Sürgün Süresi
Keçecizade İzzet Molla, devlet politikalarını eleştirdiği ve devletteki çöküntüyü dile getirdiği için Edirne’nin Keşan ilçesine sürgün edilmiş ve bu bir yıllık çileli hayatını 4166 beyitlik Mihnetkeşan mesnevisinde ölümsüzleştirmiştir.
Gülşen-i Aşk’ın Beyit Sayısı
Keçecizade İzzet Molla’nın genç yaşta kaleme aldığı ilk eseri olan Gülşen-i Aşk, aruzun 'fe‘ilâtün mefâ‘ilün fe‘ilün' kalıbıyla yazılmış tam 300 beyitten oluşan küçük ölçekli alegorik bir mesnevidir.
Yenişehirli Avnî’nin Vefat Tarihi ve Hayatı
Yunanistan sınırları içinde kalan Yenişehir’de doğan, Bağdat ve Gelibolu’da devlet memurlukları yapan, Mevlevi meşrep Yenişehirli Avnî Bey, hayatının son döneminde Üsküdar’da memur olarak çalışmış ve 1883 yılında vefat etmiştir.
Ateşgede’nin Biçimsel Özellikleri
Yenişehirli Avnî Bey’in Hüsn ü Aşk’a nazire olarak kaleme aldığı Ateşgede mesnevisi, 249 beyit ve dokuz kısa fasıldan meydana gelen, aruzun 'mef ‘ûlü mefâ‘ilün fe‘ûlün' kalıbıyla yazılmış yarım kalmış bir eserdir.

Anahtar Kavramlar

MesneviDivan edebiyatında her beyti kendi arasında uyaklı (aa, bb, cc) olan, uzun hikayelerin, destanların ve öğretici konuların işlendiği nazım şeklidir. XIX. yüzyılda roman türünün yerini tutarak gerçekçi gözlemler ve bireysel hayat hikayeleriyle zenginleşmiştir.
MihnetkeşanKeçecizade İzzet Molla’nın Keşan sürgününü anlatan 4166 beyitlik mesnevisidir. Adı, 'mihnet' (sıkıntı, dert) ve 'keşan' (çekenler / Keşan ilçesi) kelimelerinin birleşiminden oluşan akıllıca bir kelime oyunudur.
Gülşen-i Aşkİzzet Molla’nın şairin kendisini başkahraman olarak kurguladığı, Şeyh Galip’in Hüsn ü Aşk etkisinde yazılmış 300 beyitlik alegorik mesnevisidir. Tasavvufi seyr-i süluk aşamalarını ve Mevlevilik öğretilerini barındırır.
AteşgedeYenişehirli Avnî Bey’in 'ateşlik, ateş yeri' anlamına gelen, Şeyh Galip’in Hüsn ü Aşk’ına nazire olarak kaleme aldığı 249 beyitlik yarım kalmış alegorik mesnevisidir. Baştan sona ateş ve kırmızı renkli kelimelerle örülmüştür.
Seyr-i SülukTasavvufi eğtimde dervişin manevi makamları katederek olgunlaşma yolculuğudur. Gülşen-i Aşk ve Ateşgede gibi mesnevilerde kahramanların yaşadığı maceralar bu sürece sembolik birer atıftır.
AlegoriSoyut kavramların, fikirlerin veya tasavvufi gerçeklerin somut olaylar, kişiler ve nesneler vasıtasıyla hikayeleştirilerek anlatılması sanatıdır. Hüsn ü Aşk, Gülşen-i Aşk ve Ateşgede bunun klasik örnekleridir.
Hamilik (Patronaj)Osmanlı döneminde padişahların, vezirlerin ve devlet erkanının şairleri maddi ve manevi olarak desteklemesi, koruması sistemidir. XIX. yüzyılda bu geleneğin zayıflaması edebiyatı doğrudan etkilemiştir.
TardiyeDivan şiirinde özellikle musammatlar grubuna giren, her bendinin sonunda kendi içinde uyaklı bir beyit bulunan özel bir nazım şeklidir. Şeyh Galip’in Hüsn ü Aşk’ında ve İzzet Molla’nın Gülşen-i Aşk’ında kullanılmıştır.
NazireBir şairin, başka bir şairin şiirine aynı vezin, kafiye ve redifle yazdığı benzer şiir veya eserdir. Yenişehirli Avnî’nin Ateşgede’si, Şeyh Galip’in Hüsn ü Aşk’ına bir naziredir.
MazmunDivan şiirinde estetik bir kavramı, olguyu veya güzellik unsurunu ifade etmek için kullanılan kalıplaşmış ortak imge ve benzetmelerdir. XIX. yüzyılda bu mazmunlar yeni anlamlar kazanmıştır.
SergüzeştnameEdebiyatımızda macera, sürgün veya başa gelen ilginç olayları anlatan eser türüdür. XIX. yüzyılda Bayburtlu Zihnî’nin eseri bu türün en meşhur örneklerindendir.
GazavatnameOsmanlı döneminde Türk ordusunun ve akıncıların gaza ve jihad hareketlerini, zaferlerini anlatan manzum veya mensur eserlerdir. XIX. yüzyılda bu gelenek artık işlevsizleşmeye başlamıştır.
Sakinameİçki, şarap, meyhane adabı ve eğlence hayatını konu edinen divan edebiyatı eser türüdür. XIX. yüzyılda Antepli Aynî’nin eseri bu alanda anılır.
Encümen-i ŞuaraXIX. yüzyılda klasik edebiyatı canlandırmak ve eski tarzı devam ettirmek amacıyla bir araya gelen şairler topluluğudur. İlk müdavimleri arasında Namık Kemal ve Ziya Paşa da yer almıştır.
VakanüvisOsmanlı devletinde resmi tarih yazmakla görevlendirilen tarihçi memurlardır. XIX. yüzyılda nesir alanında eser veren önemli figürler arasında yer almışlardır.
MünşeatOsmanlı döneminde yazarların mektuplarını, resmi evraklarını ve süslü nesir örneklerini bir araya getirdikleri derleme eserlerdir.
SefaretnameOsmanlı elçilerinin yabancı ülkelere (özellikle Avrupa’ya) gönderildiklerinde o ülkelerin sosyal, idari ve kültürel yapılarını gözlemleyerek kaleme aldıkları seyahat ve gözlem raporlarıdır.
Mir’at-ı CünunYenişehirli Avnî Bey’in davranışları normal olmayan insanları, delileri anlattığı mesnevi nazım şekliyle kaleme aldığı ancak yarım kalmış eseridir.
Naz u NiyazKeçecizade İzzet Molla’nın çift kahramanlı aşk hikayesi olarak tasarladığı ancak Sebeb-i Nazm kısmıyla biten 301 beyitlik yarım kalmış mesnevisidir.
Mahallîleşme AkımıDivan şiirinde yerli motiflerin, İstanbul hayatının, günlük deyimlerin ve mahalli söyleyişlerin şiire dahil edilmesi akımıdır; XIX. yüzyıl mesnevilerindeki gerçekçilik bununla ilişkilidir.
SeciDivan nesrinde (düzyazıda) cümlelerin ortasında veya sonunda yapılan iç kafiye, ses uyumudur. Eski nesir yazarları sanat yapmak için yoğun seci kullanımına başvurmuşlardır.

Diğer Önemli Bilgiler

Tercüman-ı Ahval Gazetesi ve 1860 Miladı

Batı etkisinde gelişen Türk edebiyatının ve Tanzimat Edebiyatı’nın resmi başlangıcı kabul edilen ilk özel Türkçe gazete Tercüman-ı Ahval, 1860 yılında yayın hayatına girerek edebi hayatta devrim niteliğinde bir dönüşüm tetiklemiştir.

Yenişehirli Avnî’nin Divan’ının Hacmi

Mevleviliği benimseyen derviş yaratılışlı Yenişehirli Avnî Bey’in damadı Şevki Bey tarafından 1888 yılında İstanbul’da bastırılan Divan’ı, 3000 binden fazla şiir/beyit içermektedir.

Abname’nin Yazılış Amacı ve Mecrası

Yenişehirli Avnî Bey’in Bahariye Mevlevihanesi’nde çekilen susuzluk sıkıntısını dile getirmek için manzum-mensur karışık, dilekçe türünde ve secili olarak kaleme aldığı Abname, II. Abdülhamit’e sunulmuş ve Eşref Gazetesinde yayımlanmıştır.

Naz u Niyaz’ın Beyit Sınırı

Keçecizade İzzet Molla’nın çift kahramanlı bir aşk hikayesi olarak tasarladığı ancak ömrü yetmediği için yarım kalan Naz u Niyaz mesnevisi, şairin yazdığı 301 beyit ve Sebeb-i Nazm kısmı ile kalmıştır.

Mihnetkeşan’ın Yolculuk Güzergâhı

Topkapı’da başlayıp Küçükçekmece, Büyükçekmece, Silivri, Tekirdağ ve Keşan’da son bulan gidiş yolculuğu ile Ergene’den başlayarak Edirne, Babaeski, Çorlu ve Küçükçekmece üzerinden Yenikapı’da biten dönüş güzergâhı eserin gerçekçi coğrafi zeminidir.

Encümen-i Şuara Topluluğu

XIX. yüzyılda XVII. yüzyıl şairlerini örnek alarak divan şiirinin kendi imkânlarıyla yeniden ayağa kalkabileceğini savunan, ilk müdavimleri arasında Namık Kemal ve Ziya Paşa’nın da bulunduğu gelenekçi şairler topluluğudur.

III. Selim’in Edebi Kimliği

XIX. yüzyıl başında tahtta bulunan, İlhamî mahlasıyla şiirler yazan, divan sahibi olan ve musikiyle yakından ilgilenen padişah III. Selim, bu yüzyılda şiir ve edebiyatla ilgilenen nadir Osmanlı padişahlarından biridir.

Abdurrahman Sami Paşa ve Vidin Valiliği

Yenişehirli Avnî Bey, 1854 yılında Abdurrahman Sami Paşa Vidin valiyken onun yanında kâtip olarak çalışmış, daha sonra Bağdat valisi Mustafa Nuri Paşa’nın divan kâtipliğini de yapmıştır.

Mihnetkeşan’ın Beyit ve Tahmis Hacmi

İzzet Molla’nın başyapıtı sayılan Mihnetkeşan mesnevisi, tam 4166 beyit ile 6 tahmis bendinden oluşan oldukça hacimli, hiciv ve mizah yüklü bir sürgün günlüğüdür.

Ziya Paşa’nın Şiir ve İnşa Makalesi

XIX. yüzyılda nesir dilinin anlaşılır olup olmadığını tartışmaya açan, eski süslü nesir anlayışını eleştiren ve yeni nesir arayışlarının eksenini oluşturan meşhur makaledir.

Cevdet Paşa ve Encümen-i Daniş Bildirisi

Mustafa Reşit Paşa’nın emriyle Cevdet Paşa tarafından kaleme alınan bildiride, Encümen-i Daniş tarafından hazırlanacak eserlerde herkesin kolayca anlayıp yararlanabileceği yalın bir dil kullanılması şart koşulmuştur.

Sınavda Dikkat Et

  • Sınavlarda Keçecizade İzzet Molla’nın eserleri (Mihnetkeşan, Gülşen-i Aşk, Naz u Niyaz) ile Yenişehirli Avnî’nin eserleri (Ateşgede, Mir’at-ı Cünun, Abname) kesinlikle karıştırılmamalıdır; hangi eserin kime ait olduğu ezberlenmelidir.
  • Mihnetkeşan mesnevisinin adının nereden geldiği (mihnet çekenler + Keşan ilçesi kelime oyunu) sınavda hem açık uçlu hem test sorusu olarak sıklıkla sorulur, dikkat edilmelidir.
  • Gülşen-i Aşk ve Ateşgede mesnevilerinin Şeyh Galip’in Hüsn ü Aşk mesnevisinden doğrudan etkilendiği ve alegorik (sembolik) özellik taşıdığı bilgisi soru çözmede hayatidir.
  • XIX. yüzyıl mesnevilerinin Tanzimat dönemindeki roman türüne geçişte köprü görevi üstlendiği, bunda gerçekçi tasvirlerin ve diyalogların rol oynadığı sıkça sorgulanan teorik bir bilgidir.
  • Yenişehirli Avnî Bey’in Ateşgede mesnevisinin yarım kaldığı ve aruzun 'mef ‘ûlü mefâ‘ilün fe‘ûlün' kalıbıyla yazıldığı teknik detay olarak akılda tutulmalıdır.
  • Bayburtlu Zihnî’nin Sergüzeştname mesnevisinin hem aruz hem de hece ölçüsü barındırması onu diğer divan edebiyatı eserlerinden ayıran en keskin ayıraçtır.
  • Ziya Paşa’nın 'Şiir ve İnşa' makalesinin nesir ve dil sadeleşmesi tartışmalarındaki merkezî konumu sınavda karşınıza çıkabilecek kritik bir bilgi başlığıdır.